Birinci Sınıflar: Heyecanla Pazartesi’yi Gözlüyor

Pazartesi günü okul hayatına ilk kez başlayacak çocuklar için unutulmaz bir gün olacak. Çünkü 1. sınıf uyum haftası başlayacak. Okula ilk adımını atacak minikler, karışık duygular içinde… Kimi heyecandan uyuyamayacak, kimi sabah erkenden kalkıp kıyafetlerini giyecek, kimisi ise annesinin elini bırakmak istemeyecek.

Bu sürecin sadece çocuklar için değil, aileler için de bir uyum dönemi olduğu unutulmamalı. Heyecan ve kaygının iç içe geçtiği bu ilk günlerde bazı çocukların rahat tavırlar sergilemesi, bazılarınınsa zorlanması ailelerin de dikkatini çekiyor. İşte o noktada anne babaların aklında aynı soru beliriyor:

“Neden bazı çocuklar kolay alışırken benim çocuğum zorlanıyor?”

Çocuklarda Ayrılma Korkusu Neden Görülür?

Birinci sınıfa başlayacak olan çocuklarda ayrılma korkusu yaşanması son derece doğal bir durumdur. Çünkü bu dönem, onların hayatında büyük bir değişimi ifade eder. Artık anaokulundan çıkmış, yeni bir düzenin içine adım atmıştır. Ev ortamından uzaklaşıp tanımadığı bir öğretmenle, daha önce hiç görmediği arkadaşlarla bir araya gelmek onlar için yepyeni bir deneyimdir. Belirsizlik ise çocuklarda kaygıyı tetikler.

Henüz 6 yaşında olan bir çocuğun ilk gün gözyaşlarını tutamaması gayet normaldir. Bu yüzden endişelenmeyin. Bu yaşta; anne, çocuğun en güvenli limanıdır. Anneden ayrılıp bambaşka bir ortama girmek, çocuğun iç dünyasında okul kaygısı oluşturabilir.

· Çocuk henüz anneden ayrılmaya kendini hazır hissetmiyor olabilir.

· Evde yeterince bağımsızlık elde edememiş olabilir.

· Yeni ortamlara karşı çekingen bir yapıya sahip olabilir.

· Anne babanın kaygılı tavırları çocuğun endişesini arttırabilir.

Çocuk doğduğu andan itibaren bakım veren kişiden ayrılmayı zor bir süreç olarak deneyimler. Özellikle ilk 2 yılda ayrılık anksiyetesi oldukça yaygındır. Çocuk büyüdükçe ayrılıkların geçici olduğunu anlamaya başlar. Bebeklikten itibaren ihtiyaçları zamanında karşılanan çocuklar, annelerinden ayrı kaldıklarında huzursuz olsalar bile paniklemezler. Okul öncesi dönemde ise bu çocukların kendini sakinleştirme ve sosyalleşme becerileri daha güçlüdür.

Eğer anne-çocuk ilişkisinde güvenli bağlanma yeterince gelişmemişse, çocuk okul döneminde ayrılıklara daha tepkili olabilir. Çünkü okula başlamak, uzun süre anneden ayrı kalmak anlamına gelir. Böyle bir durumda çocuğun okula gitmek istememesi, aslında anneden ayrılma isteksizliğinin bir yansımasıdır.

Üstelik anne de çocuktan ayrılmakta zorlanıyorsa yüzündeki endişe kaygıyı daha da büyütür. Genellikle aşırı korunan, anneden ayrılmaya alışık olmayan çocuklar için okulda yalnız kalma fikri daha zorlayıcı olur. Buna bir de yeni sorumluluklar eklenir: kendi başına tuvalete gitmek, fikirlerini ifade etmek, yeni bir sosyal ortamda varlık göstermek, ödev yapmak… Tüm bunlar başlangıçta çocuk için zorlayıcı olabilir.

Anaokuluna giden çocuklar bile birinci sınıfta daha fazla sorumluluk ve farklı bir düzenle karşılaştıkları için zorlanabilir. Anaokulunda daha esnek ve oyun temelli bir ortamdayken birinci sınıfta kurallar, ders saati ve yeni sorumluluklar devreye girer. Bu nedenle çocuk, alışık olduğu ortamdan farklı bir düzene geçerken yine de kaygı yaşayabilir.

Okula Hazırlık Sürecinde Anne-Babanın Rolü Ne?

Anne baba çocuğun yüzündeki kaygıyı fark edip “Okula alışamayacak, hiçbir zaman gitmezse” gibi endişelere kapılırsa çocukta kaygı daha da artar. Bunun yerine çocuğa güven veren ve sakin bir tavırla yaklaşmak çocuğa destek olmanın en etkili yoludur.

Günler öncesinden yapılan okul alışverişleri çocuğun zihninde okula hazırlık olarak tanımlanır. Okul forması alınır. Yeni çanta içine boya kalemleri yerleştirilir. Defterler seçilir. Ancak Pazartesi sabahına çocuğu en iyi hazırlayacak şey, duygusal destek ve güven hissidir. Çocuğun ruhunu hazırlayabilmektir. Bu süreci kolaylaştıracak 5 küçük adım yardımcı olabilir:

· Pazartesi sabahı gelmeden önce okul yolunu sık sık kullanarak “A yeni okulunun önünden geçiyoruz” gibi ifadelerle onu alıştırın.

· Okul yolunda bol bol sohbet edin. “Öğretmenini ben de merak ediyorum. Acaba anaokulundaki arkadaşlarınla aynı sınıfta mısın?”

· Okulun güzel yanlarını vurgulayın. “Öğretmenin ve yeni arkadaşlarınla oyunlar oynayacaksın, resim yapacaksın…” gibi olumlu cümleler kullanın.

· Pazartesi yaklaşırken ona okul bahçesinde olacağınızı, teneffüslerde kendisini görebileceğini söyleyin.

· Okul sabahına beraber hazırlanın. Akşamdan kıyafetlerini ütüleyin, beslenme çantasında ne yemek istediğini sorun. Suyu birlikte suluğa doldurun.

Uyum sürecindeki en önemli basamak, ailenin kaygılı olmamasıdır. Çünkü anne baba kaygılı olursa çocuk gideceği ortamda yolunda gitmeyen şeylerin olacağı düşüncesiyle daha fazla kaygılanır. Sakin ve güven verici tutum çocuğu rahatlatır. Zaten hafta boyunca hem basit hem de olumlu bir dille okul ortamı anlatılırsa çocukta okula karşı bir heves uyanır.

Bu yüzden anne ve babalar, önce kendi sakinliklerini korumalıdır. Derin nefes almak ve olumlu düşüncelerle süreci desteklemek, çocuğun uyumunu kolaylaştırır.

İlk gün ise hazırlıklar telaşsız ve sakin yapılmalıdır. Hatta yanında sevdiği bir eşyayı götürebilir. En sevdiği oyuncağını alabilir. Bu onu rahatlatacaktır. Çocuk ağladığında onu sakinleştirmek, yanında olduğunu hissettirmek önemlidir. Ama vedalaşmalar kısa ve net olmalıdır. Bu, çocuğun okula uyum sürecini hızlandırır.

Okula Uyum Süreci İçinde Neler Öncelikli Olmalı?

Okula uyum süreci içinde ilk haftalar büyük önem taşır. Çocuk, öğretmenini ve arkadaşlarını tanımaya çalışır, yeni arkadaşlıklar kurar ve öğretmeniyle bağ oluşturmaya başlar. Bu süreç bazı çocuklar için ilk günden kolay ilerlerken, bazıları için birkaç ay sürebilir. Önemli olan, ailelerin sabırlı ve anlayışlı olmaya devam etmesidir.

Uyum sürecinin rahat geçmesini sağlamak için şu noktalara dikkat edilebilir:

· Çocuğunuzu “Bak Zeynep hiç ağlıyor mu?” gibi cümlelerle başka çocuklarla kıyas etmekten kaçının.

· Minik takdir ifadeleri onları mutlu eder. Başarılarını öne çıkarın. Okula karşı motive edin.

· Evde okulla ilgili her zaman olumlu ifadeler kullanın.

· Okuldan yorgun geldiğinde ona ders çalışma baskısı yapmayın. Okuma-yazma öğrenme süreci de sabır ve zaman ister. El kasları çabuk yorulabilir.

Birinci sınıfa başlayan çocuklar, eğitim hayatına ilk adımlarını attıkları bu dönemde ne kadar olumlu tecrübeler yaşarlarsa, o kadar mutlu ve özgüvenli bir öğrenciye dönüşürler.

Velilerin Dikkat Etmesi Gerekenler Neler?

Velilerin dikkat etmesi gerekenler yalnızca kendi çocuklarını etkilemez, bütün sınıf ortamına da etki edebilir. Çünkü çocuklar birbirlerinden hızlı etkilenir. Genellikle anne ve babalar da heyecan ve merakla çocuğun sınıf ortamındaki davranışlarını takip etmek ister. Sınıfın kapısına toplaşır. Hatta gün boyu sınıfı incelemek isteyen kişi sayısı az değildir. Okula başlama heyecanı velileri de sarar.

Bu durum tamamen doğal olsa da, öğretmenler için bazen zorluk olabilir. Çünkü velilerin kendisini gözlemlediğini fark eden çocuklar tedirgin olabilirler. Bu yüzden velilerin de bazı noktalara özen göstermesi önemlidir:

· Sürekli çocuğun gözünün içine bakıp “Acaba ne yapıyor?” diye takip etmeyin.

· Öğretmenin yönlendirmelerine karşı tepki göstermeyin.

· Başka çocukların davranışlarını eleştirmekten kaçının.

Bu yaklaşımlar, hem çocuğun rahat bir şekilde okula uyum sağlamasına hem de sınıf ortamının sakin ve destekleyici olmasına yardımcı olur.

Büyük Başlangıca Sayılı Günler

Çocuklarda okul korkusu anneye küçük bir veda olacağı için tetiklenir. Çocuk annenin güvenli sıcak kucağından artık kendi bağımsızlığına doğru adım atacaktır. Bu ayrılıkta heyecan, gözyaşı hatta küçük krizler olabilir. Ama hepsi geçer. Önemli olan bu süreçte çocuğa destek olabilmektir.

Hayatımızdaki her Pazartesi yeni haftanın başlangıcıdır. Ancak bu Pazartesi, çocuğunuz için hayat boyu unutulmayacak anlardan biri olacak. Eğitim hayatının bu önemli başlangıcında, ona güven verin ve yanında olun!