Çocuğun Evden İlk Ayrılışı: Anaokulu Yolcuğu

Okulların açılmasına sayılı günler kaldı. Bazı evlerde tatlı bir telaş var. Kimi 1. sınıfa 5. sınıfa kimi ise 12. sınıfa başlayacak. Ama bu süreci ilk kez yaşayacak aileler için heyecan bambaşka. Çünkü o aileler için ilk kez okul seçimi yapılıyor. Evet, tahmin ettiğiniz gibi evdeki telaşın sebebi, çocuğun okulla tanışacağı o ilk adım. İlk kez anaokulu seçimi yapılıyor, çocuk ilk kez anne kucağından ayrılıyor.

Peki, anaokulu arayışında kriter ne olmalı? Çocuk kaç yaşında okula adım atmalı? Ve en önemlisi, “Çocuğum buna hazır mı?” sorusuna nasıl yanıt verilmeli? Gelin, bu sorulara birlikte bakalım.

Anaokulu Yaşı Ne Olmalı?

Milli Eğitim Bakanlığı okul öncesi eğitim kurumlarına kayıt yaşı hesabını yönetmelik gereğince 57 ila 68 olarak belirlemiştir. Hesaplama kayıt alınacak öğretim yılının eylül ayına göre yapılır. Buna göre 57 aylık olan ve henüz 68 ayını tamamlamamış olanların anaokuluna kaydolma hakkı vardır. Peki ya öncesi?

Uzmanlar genel olarak 3 ila 6 yaş aralığındaki çocukların anaokuluna başlamasının uygun görüyor. Ülkemizde de çocukların büyük çoğunluğu 36-72 yaş arasında okul öncesi eğitime katılıyor. Ama yaş tek başına belirleyici değil. Çünkü her çocuğun gelişim hızı farklı. İşte bu noktada, “Anaokulu kaç yaşında başlamalı?” sorusuyla birlikte “Çocuğum okul öncesi eğitime hazır mı?” sorusunu da sormak gerekiyor.

Çocuğun Hazır Olup Olmadığını Anlamak İçin 5 Kriter

Yaş tek başına bir ölçüt olmamalıdır. Çünkü her çocuk farklı gelişim hızına sahiptir. 3-5 yaş anaokuluna başlamak için uygun bir dönem olarak kabul edilir. Ama hazır olmayan çocukta bazı işaretler sinyal verir. Özellikle bunlar “3 yaş erken mi değil mi?” diye düşünen ebeveyneler için yol göstericidir. İşte dikkat etmemiz gereken durumlar:

· Yoğun ayrılma kaygısı yaşıyor mu? Kısa süreli ayrılıklarda bile mesela anne markete gideceği zaman büyük bir kaygı yaşıyorsa okula uyumda zorlanabileceğinin işaretidir.

· Akranlarıyla oyun kurmayı isteği var mı? Çoğunlukla yalnız kalmayı tercih ediyorsa henüz grup ortamına girmeye hazır olmayabilir.

· Tuvalet alışkanlığı oturdu mu? Kendi başına öz bakım becerilerini yerine getirebiliyor mu? Bu süreçte kendisi giyinebilmeli, kendi yemeğini yiyebilmeli, tuvalet konusunda destek aramamalıdır.

· Duygusal olarak kendini kontrol etmekte güçlük çekiyor mu? Oyun esnasında istediği bir oyuncağı alamayınca öfke nöbeti geçiriyorsa, hatta hâlâ kendini sözle ifade etmek yerine bağırıp ağlıyorsa okuldaki kurallara uyum sağlamada güçlük çekebilir.

· Söylenen yönergeleri takipte zorlanıyor mu? Dil gelişimi yeterli mi? Kendini ifade etmekte zorlanmıyorsa ve arkadaşlarıyla iletişimi rahat kurabilecek durumdaysa sıkıntı yaşamaz.

Bu işaretler evde küçük desteklerle kısa sürede aşılabilir. Bu dönemlerde gelişimsel sıçramalar hızlı olur. Evde yapılan destekleyici oyunlarla çocuk hazır hale gelebilir. Çocuklar 3 yaşla birlikte paylaşmayı öğrenmeye başlar. Evde hazırlık süreci tamamlandığında yarım gün programları veya anne-çocuk gruplarına katılarak, oyun atölyelerinde vakit geçirerek de çocuğun hazır olunuşu desteklenebilir.

0-3 yaş temel güven duygusunun inşa edildiği bir zamandır. Bu dönemdeki bağlanma sağlıklı olduğunda artık 4 yaş itibarıyla çocuk anneden ayrılmaya hazırdır. Benim gibi bağlanma kuramını takip edenler bilir. 4 yaşla birlikte çocuk sosyal dünyaya daha bilinçli adım atar. Sembolik düşünme yeteneği bu dönemde gelişir. Bu yaş bilişsel açıdan da idealdir.

Yine tekrar edelim, her çocuk kendine özeldir ve farklıdır. Bireysel gelişime bakarak karar vermek en doğru yaklaşımdır. Çocuğun gelişimi gözlemlenerek ve destek alınarak karar verilebilir.

Anaokulu Seçerken Nelere Dikkat Edilmeli?

Anaokulu kriterleri belirlemek ve seçim yapmak belki de işin en zor kısmıdır. Çünkü çocuk evden ilk kez ayrılacağı için anne-babalar en güvenilir ve en iyi ortamı seçmek ister. Bunun için bazı önemli noktalar öncelikli tutulursa aile de çocuk da kendini daha rahat hisseder. Bu noktalar neler olmalı?

· Eğitim programı nasıl? Çocuğun sosyal becerilerinin gelişmesi için oyunla desteklenen dengeli bir müfredat uygulanıyor mu?

· Öğretmen kadrosu nasıl? Acaba çocuk gelişimi konusunda yeterli bilgiye sahipler mi? Duygusal ve hassas bir çocuk katı disiplin uygulanan bir anlayışta çok zorlanacaktır.

· Güvenlik önlemleri alınmış mı? Hijyen koşulları sağlanıyor mu? Bunları zaman zaman okula kısa ziyaretlerde bulunarak da gözlemleyebilirsiniz.

· Yemek listesi nasıl? Yemekleri kim yapıyor? Beslenme uzmanı ile ortak hareket ediliyor mu?

· Gün boyu eğitim alacağını düşünürsek spor ve sanatsal faaliyetlere ne kadar yer veriliyor?

· Eğitim materyali yeterli mi? Etkinliklerde ne kadar malzeme kullanılıyor?

· Sınıflar kaç kişilik?

· Eğitim personeli yeterli mi?

· Bütçeniz için uygun bir okul mu?

· Okul yönetimiyle sürekli iletişim kurabilecek misiniz?

Doğru anaokulu seçimi sadece eğitim için bir tercih değildir; aynı zamanda çocuğun evden sonra vakit geçirdiği ilk sosyal alandır. Hayata başlanan ilk adımdır. O yüzden evet en iyi okulu bulmak önemlidir. Ama en iyi okul, çocuğun kendini mutlu hissettiği, merakını giderebildiği, farklılıklarına saygı gösterilen bir yerdir.

Yüksek standartlar taşıyan bir okul seçseniz bile, sabah kalktığında heyecanla ve keyifle gidebilmeli!

Anaokulu Uyum Süreci ve Evden İlk Ayrılış

Anaokuluna uyum süreci anne babanın yaklaşımıyla doğru orantılı ilerleyebilir. En iyi okulu seçseniz bile ilk ayrılık anında kaygılıysanız çocuk bu kaygıyı okur, hisseder. Okul seçimi kadar ebeveyn yaklaşımı da anaokulu uyum dinamiklerini etkiler. Çocuk, okula dair ilk duygusal sinyalleri anne ve babanın tavırlarından alır. Peki, anne-babalar ne yapsın?

· Anne-baba sakinse ve güven veren bir tutum sergiliyorsa çocuk da rahatlar.

· Güvenli bir şekilde bağlanan çocuk kısa süreli ayrılıkla baş edecektir. Bunun için de okula başlamadan önce markete giderken veyahut başka bir yere giderken komşuya ve aile büyüklerine bırakarak pratik yapılabilir. Zaten uyum haftasında da çocuğun alışma süreci gözlemlenir. Ayrıca ebeveynin “Ben şimdi gidiyorum, seni almaya geleceğim” diyerek güven vermesi de önemlidir.

· Evden, annenin sıcacık şefkatinden ayrılmak ve bambaşka bir ortama alışmak kolay olmayabilir. Uyum süreci okulla işbirliği yapılarak aceleye getirmeden istikrarla devam ettirilmelidir.

· Evden ayrılırken çocuk için vedalaşma ritüelleri oluşturulabilir. Çocuğa el sallamak, özel bir selamlaşma yapmak, anne ile arasında özel bir selam biçimi oluşturmak gibi şeyler olabilir.

· Çocuk korktuğunu, ayrılmak istemediğini belirtiyorsa duygularını onaylamak çok önemlidir. Çocuk anlaşıldığını hissederse kendini güvende hisseder. “Ayrılmak zor geliyor, biliyorum, ama sen güçlü bir çocuksun; çıkışta seninle yine istediğin oyunu oynayacağız” gibi yaklaşımlar çocuğa güven verir.

Bu alışma sürecinde anne-babalar okulla ev arasındaki köprü gibidir. O yüzden eve geldiğinde onunla ilgilenmek, onu dinlemek, hatta okulla ilgili olumsuz konuşmalardan kaçınmak önemlidir.

Kendini güvende hisseden çocuk, hızlı uyum sağlar.