Aile olmak, aynı evde yaşamakla tanımlanamayacak kadar derin anlama sahiptir. O yüzden sır; yalnızca ortak alanları düzenli tutmakta değil, ortak zamanı değerli kılmakta ve ortak duyguları paylaşabilmekte gizlidir. Evin içinde oluşturulan biz bilinci ne kadar güçlü ise güven ve huzur da o oranda artar.
Peki, düzeni bozmadan ve ilişkileri zedelemeden nasıl birlikte yaşanır?
Şehir Hayatında Düzen Arayışı ve Küçük Adımlar
Büyük bir şehirde yaşamanın belki de en yorucu yanı, trafiği ve günlük iş akış programıdır. Eve uzak olan işler ve okullar hem yetişkinleri hem de çocukları yıpratıyor. Bu yüzden de gün içinde farklı saatlerde eve gelen herkes yorgun oluyor. Aynı evde yaşasak da aslında farklı saatlere uyum sağlayan bir yaşamı paylaşıyoruz.
Birinin ders çalışma saati, diğerinin dinlenme vaktine denk geliyor. Kimi işten ancak akşam sekizde dönebiliyor, kimiyse evden çalıştığı için hiç bitmeyen ev işleriyle uğraşıyor. Şehir hayatında düzen arayışı bu yüzden hiç bitmiyor. Herkesin programı farklı olsa da herkes eve geldiğinde huzur, güven, düzen, sakinlik ve biraz da kendine zaman istiyor. Bu ortak isteğin gerçekleşmesi ise doğru zaman yönetimi ile mümkün.
Ancak eve yorgun gelen herkes kendi planını uygulamak isteyince aile içi iletişim bile zorlaşıyor. Peki, ortak bir program yapmak mümkün değil mi? Evdeki yaşamı dengelemek için hangi küçük adımlar önem kazanıyor?
Ortak Rutinler Oluşturmak Mümkün mü?
Bir aile rutini oluşturmak anne baba için hiç kolay olmuyor. Ama evde huzur sağlamak çoğu zaman o rutinlerin etkisi sayesinde oluyor. Çünkü çocuklar da yetişkinler de günlük aktiviteleri ve neler yapacaklarını bildiklerinde kendilerini daha güvende hissediyor. Evde koşullar değişse bile değişen koşullara uyum sağlamak böylece daha kolay oluyor.
Çünkü çocuklar ortak yaşam kuralları içinde büyüyor. Evde hastalık çıksa da eve yeni bir üye dahil olsa da ailenin büyük çocuğu ergenliğe erişse de bütün bu değişimlerle başa çıkmanın yollarından biri de öngörülebilir rutinlerdir.
Herkes kendi sorumluluk alanını bilerek hareket ederse evde kaos olmaz. Ayrıca ortak zamanları yakalamak da tahmin ettiğimiz kadar zor olmayabilir. Burada önemli olan mükemmeliyetçi yaklaşmak değil; evin hareketliliğine uygun, uygulanabilir bir rutin oluşturabilmektir.
Evde “Benim saatim farklı, seninkine uymuyor” gibi serzenişler olsa da mutlaka kesişen zamanlar ve alanlar vardır. Bu zamanları değerlendirmek ilişkilerin daha sağlıklı yürümesine yardımcı olur. Mesela:
· Her akşam aynı saatte sofrada buluşmak mümkün olmayabilir. Bunun için hafta sonları iyi birer fırsat olarak değerlendirilebilir. Hafta içinde belli birkaç akşam ortak yemek saati olarak planlanabilir.
· Akşam yemeğinde buluşmak zor olsa da çay saati uygulamasıyla akşam çayı yanına atıştırmalıklar çocukların da hoşuna gidecektir.
· Sabahları evden çıkış saati farklı olsa da kahvaltı sofrasında buluşmak mümkün olabilir. En azından günün ilk saati beraber kahvaltıyla başlamak aidiyeti besler.
· Bazı akşamlar çocuklarla ortak oyun saati planlanabilir.
Ev İşleri Paylaşımı ile Aranan Huzur
Günlük rutin oluşturmak sadece aynı saatlerde bir araya gelmek demek değildir. Çocukların uzun saatler okulda olması, anne ve babanın çalışması herkesin eve yorgun dönmesine yol açar. Günün büyük kısmı dışarıda geçse de evin kendine ait bir iş döngüsü vardır. Çoğu zaman bu işler tek bir kişiye kalır; genellikle de anneye. Oysa evin huzuru, işlerin dengeli şekilde dağılımından geçer. Çünkü anne ne kadar yorgun olursa evin içine bu durum gerginlik olarak yansıyabilir.
Oysa basit bir görev dağılımıyla ev işleri paylaşımı annedeki sorumluluğu hafifletir, aynı zamanda herkes de yaşadığı eve katkıda bulunmuş olur. Çünkü insan emek verdiği şeye daha çok sahip çıkar. İyi bir rutinde herkes rolünü bilir, ne yapması gerektiğini öğrenir. Mesela akşam yemeğinden sonra sofrayı toplamak çocukların sorumluluğu olabilir.
Yaşa göre öngörülebilir sorumluluklar vermek de işleri kolaylaştırır. Bunlar arasında şunlar sayılabilir:
· Yemek yeneceği zaman sofrayı hazırlamak
· Bulaşık makinesini boşaltmak
· Çamaşırları katlamak ve yerine kaldırmak
· Herkesin kendi ütüsünü yapması
· Çocukların ödev saatinde günlük tekrar yapması
· Çocukların odalarını toplaması, temizlemesi
· Ortak kullanılan alanlarda küçük görevler üstlenmek (tozları almak, koltuğu düzeltmek gibi.)
· Çöpü dışarı çıkarmak
Tabii bu görevler sırasında “Ben yaptım, o yapmadı” gibi kardeş serzenişleri de kaçınılmazdır. Bunun da önüne geçmek için bir görev dağılımı listesi oluşturulabilir. Bu listeye sorumluluğunu yerine getiren tik atabilir. Böyle böyle iş birliği ruhu evin içine sinmeye başlar.
Hibrit Çalışma Düzeni Zorluyor mu?
Hibrit çalışma düzeni veya freelance dediğimiz tamamen evden çalışma düzeni kimileri için fırsat kimileri için ise hiç bitmeyen işler anlamına geliyor. Çünkü evde çalışırken yapılması gereken işler göze çarptığında bazıları bundan rahatsız rahatsız olup işe ara vererek hemen toparlama ihtiyacı hissediyor. Bu nedenle öncelikle net bir evden çalışma düzeni oluşturmak gerekir. Böylece kişi kendini her işe yetişmek zorunda hissetmez.
Bir diğer önemli nokta ise evdeki iş paylaşımıdır. Herkes kendi sorumluluk alanıyla ilgili sorumluluklarını yerine getirirse sorun yaşanmaz. Ayrıca çalışan kişi kendine de evden yürüttüğü işini belli mesai kuralları çerçevesinde sürdürürse iş ve özel hayatını daha sağlıklı dengeleyebilir. Mesela:
· Öğle yemeği arasında akşam yemeği için basit hazırlıklar yapılabilir.
· Çocuklar eve döndüğünde onları karşılamanın verdiği enerji huzur verir.
· Mesai bitiminde ev işlerine dönerek ve gün içinde kendine dinlenme zamanları oluşturarak evdeki zaman daha verimli kullanılabilir.
Düzenin Anahtarı İletişimden Geçiyor
Ben şehirde doğdum, büyüdüm. Başka bir yaşam koşulu bilmiyorum. Ama buna rağmen trafik ve yoğun tempo beni de yoruyor. Bu temponun verdiği yorgunluğu azaltmanın yolları çok şükür ki mümkün. Evde güzel bir iş bölümü yapmak herkesi rahatlatan bir ortam oluşturur.
Bunun için de aile içi iletişim işin sırrı. Çünkü evdeki hiçbir rutin iletişim olmadan gerçekleşmez. Sorumlulukları da güzel anları da beraber yol alarak yürütmek mümkün. Nasıl ki ortak sinema saatinde, akşam çaylarında bir araya geliyorsak evin düzenini sağlarken de bir arada hareket etmemiz gerekir.
Ama bu zorunlulukla değil, dayatmayla değil, esnek bir düzenle, yardımcı olma haliyle olabilir. Mesela “Hafta içi yoğunum, ama hafta sonu bu işler bende” diyebilmek veya “Bu hafta bu sorumlulukları yapamayacağım, ama haftaya şu işleri de üstlenerek telafi edeceğim” diye gönlü hoş tutmak evde huzur sağlamak için birebirdir.