3 Eylül Çarşamba günü Mevlid Kandili. İnsanlığa yön veren, karanlık bir çağın kapanmasına vesile olan Peygamberimizin doğum günü. Onun gelişi sadece inanç dünyasını değil; ahlakı, adaleti, merhameti ve insanlık değerlerini de yeniden şekillendirdi.
Aslında bugün en fazla ihtiyaç duyduğumuz şey işte bu ahlaki zemin. Bilgi var, güç var, başarı var; ama bütün bunlar ahlakla birleşmediğinde fayda yerine zarar getirebiliyor. Modern çağın imkânları içinde yaşıyoruz, ama aynı zamanda ciddi bir değerler erozyonu ile karşı karşıyayız. İşte bu noktada Hz. Muhammed’in öğretileri, insanlığın en güçlü ahlaki kılavuzu olarak bize yol gösteriyor.
Günümüzde Yaşanan Krizler: Erdem Eksikliği
Bugün en fazla neden şikâyet ettiğimizi düşünelim. Aile içi ilişkilerde bizi en fazla ne rahatsız ediyor? İş hayatında arkamızı döndüğümüzde hakkımızda nasıl konuşuluyor? Topluma kulak verdiğimizde en fazla şikâyet edilen değerin güven olduğunu görüyoruz.
Küreselleşmeyle birlikte hayatımıza yeni kavramlar girdi. Kapitalist sistemin rekabetçi bakışıyla “Büyük balık küçük balığı yer” anlayışı yaygınlaştı; dayanışma kültürü zayıfladı. Aile, akrabalık ve komşuluk bağları çözülürken “Kimseye güvenme” düşüncesi neredeyse atasözü gibi benimsendi. Çıkar ilişkilerinin öne çıkmasıyla insanlar birbirine karşı daha temkinli davranıyor. Sekülerleşme arttıkça insanlar birbirine karşı güvensiz hale geldi.
Böyle bir ortamda modern çağ insanı kendini yalnız hissediyor. Aldatılıyor. İhanete uğruyor. Arkasından konuşuluyor. Yüzüne yalanlar söyleniyor. Nezaket yerini kaba sözlere, küfürlü konuşmalara bırakıyor… Ekranlara bakamaz hale geldik. Gazetelerde en yakınların birbirine yönelttiği şiddet haberleriyle şaşıp kalıyoruz. Her gün yeni bir öfke patlaması, her gün adalet arayışı… Hepimizi derinden yaralayan bir tablo bu.
İş dünyasında da durum farklı değil. Rekabet, hız ve çıkar üzerine kurulu düzen, dürüst müşteri ilişkilerini ya da işverenin hakkı gözeten yaklaşımını artık bir hayal gibi gösteriyor.
Oysa çok iyi biliyoruz ki ahlaki değerler ailede huzurun, bireysel mutluluğun ve toplumsal barışın temelidir. Bilgi ve güç ahlakla çerçevelenmediğinde nice güçlü medeniyetlerin yok olduğunu tarihten okuyoruz. Ahlaki yozlaşma yüzünden toplumların çöktüğünü anlıyoruz. Demek ki insanlığın ayakta kalması için en sağlam zemin, ahlaktır.
Neden Peygamberimizin Öğretileri En Temel İhtiyaç?
Rahmet Peygamberi (a.s.m.) dünyaya geldiğinde toplumun hali karışıktı. Adalet yoktu, güçlünün sözü geçiyordu. Kabilecilik ve putperestlik yaygındı.
· Zenginlik belirli ellerdeydi.
· Kölelik yaygındı, sıradandı.
· İçki, kumar, şiddet, çıkar ön planlaydı.
· Güçlü olan zayıfı ezerdi.
· Ticarette hile yapılırdı, yetim malı yenirdi.
· Kadınların değeri yok sayılırdı.
Böyle bir ortamda insanların en büyük ihtiyacı güven, adalet ve merhamet idi. Peygamberimiz işte tam da böyle bir çağda El-Emin unvanıyla, herkese, güvenin her şeyin temeli olduğunu gösterdi. Çünkü O asla emanete ihanet etmedi, verdiği sözü bozmadı. Mekkeliler en değerli eşyalarını bile gönül rahatlığıyla ona emanet ederdi. İnsanların ona hayranlığı, bu sağlam duruşundan kaynaklanıyordu. “Mümin sözünde sadıktır” ilkesini hem yaşayarak hem de öğreterek insanlara kazandırdı.
Onun (a.s.m.) öğretileri hayatın her alanını kuşatıyordu:
· Yetimi korudu. “Yetim malı yemeyin” dedi.
· Kadının değerini ortaya çıkardı. Veda Hutbesi’nde “Kadınlar sizin emanetizdir” dedi.
· İyiliği yaydı. Toplumsal sorumluluğu herkese verdi. “Komşusu açken tok yatan bizden değildir” dedi.
Peygamberimizin rahmeti sadece insanları sarmadı. Hayvanlara, kâinata karşı da şefkat dolu yaklaştı. O merhameti evrenselleştirdi. Onun öğretileri, güveni ahlaka, ahlakı ise toplumsal düzenin temel taşı haline getirdi. Çünkü güven olmazsa ne aile kalır ne ticaret işler ne de toplumda huzur olur. İşte Onun (a.s.m.) gelişiyle karanlık bir çağ kapandı. Onun değerleriyle insanlık değerleri yeniden şekillendi.
· Nefretin yerine sevgiyi koydu.
· Adaletsizliğin yerine hakkaniyeti yerleştirdi.
· Zulmün yerine merhameti öğretti.
Çevremize baktığımızda aslında durumun çok da değişmediğini görüyoruz. Bugün de tablo farklı değil. Bencilliğin, şiddetin ve çıkar kavgalarının arttığı bir dünyada yaşıyoruz. İnsan hâlâ adalet, merhamet ve güven arıyor. Yüzyıllar geçse de insanın özü değişmiyor; ihtiyaçlarımız aynı kalıyor. Bugün bu ihtiyaçlar için psikoloji bize empatiyi, sabrı ve sağlıklı iletişimi öğreterek çıkış yolu gösteriyor. İnsan her dönem rehbere ihtiyaç duyuyor. Güven, adalet ve merhamet arayışımız sürerken Onun (a.s.m.) yol göstericiliği bu boşluğu dolduruyor.
Ahlak Onun Yolundan Nasıl Öğrenilebilir?
Ahlak ve erdem üzerine pek çok çalışma yapılmış. Bugün üzerine en fazla konuştuğumuz konulardan biri. Ancak çoğu zaman ahlakı sadece bir kavram, bir teori olarak okuyoruz. Peygamberimizin (a.s.m.) hayatında ise bu kavramın ete kemiğe büründüğünü görüyoruz. Onun hayatında ahlak bir yaşam biçimiydi. O sadece ibadetleri öğretmedi; duruşuyla, sözleriyle, davranışlarıyla insan olmanın onurunu gösterdi.
Onun doğruluğu, güvenirliği, merhameti, adaleti bize bugün de güçlü bir model sunuyor. Zaten kendisi de şöyle buyurmuyor muydu:
“Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim.”
Onun yol göstericiliği, bugün toplumda yaşadığımız pek çok soruna çözüm sunuyor. Mesela boşanma oranlarının arttığını, ailelerin parçalandığını görüyoruz. Oysa Peygamberimiz ne diyordu:
“En hayırlınız ailesine en iyi davranandır.”
Bu öğüt aslında sağlıklı evliliklerin temel anahtarını elimize vermiyor mu?
Onun (a.s.m.) anlaşmazlık karşısında tarafsız kalması, zayıfın hakkını güçlüye karşı koruması, her zemin ve şartta güvenilir olması; bugün en fazla ihtiyaç duyduğumuz erdemler değil mi?
Modern psikoloji bugün bize güvenli bağlanmanın önemini anlatıyor. Sevgi dilinin öneminden bahsediyor. Psikoloji kitaplarında okuduğumuz kavramların yaşanmış örneklerini, 1400 yıl önce yaşamış Peygamberimizin (a.s.m.) hayatında bulabiliyoruz. Öyleyse Onun (a.s.m.) hayatını okumak ve öğrendiklerimizi bugüne taşımak, çağımızın sorunlarına en gerçekçi cevaplardan biri olabilir.
Her Şey Kişisel Dönüşümle Başlar
Peygamberimizin öğretisini hayatımıza taşımak gözümüzde büyüyebilir. Oysa küçük adımlarla başlamak, kişisel çaba göstermek bile ruhumuza iyi gelir.
· İhtiyacı olana ele uzatmak
· Söz verdiğimizde sözümüzde durmak
· Yalan söylememek
· Daha sabırlı olmak
· Eşimize ve çocuklarımıza iyi davranmak
· Komşumuzun hatırını sormak
· Kararlarımızı daha adil vermeye çalışmak
Bireysel huzur da toplumsal barış da Onun (a.s.m.) öğrettiği bu değerlerle uyumlu yaşadığımızda mümkün. Zaten bugün geldiğimiz noktada modern psikoloji de aslında aynı gerçeği söylüyor: Bu değerler insanın ruh sağlığını besliyor, sosyal ilişkilerini onarıyor. Çünkü hepimizin özünde aradığı şey huzur.
Peygamberimizin doğumuyla sadece inanç dünyası değil; ahlak, adalet, merhamet ve insanlık değerleri de yeniden şekillendi. Bugün bizler, modern dünyanın karmaşasında kaybolurken o rahmetten istifade edebilmenin yollarını yeniden düşünmek zorundayız.
Mevlid Kandili vesilesiyle Onu (a.s.m.) sadece anmakla kalmayalım! Onun yolunda yaşamaya gayret ederek insanlığın neler kazanabileceğini birlikte görelim!