Kış mevsimi kapıya dayandığında tiyatro yine en sıcak mekanlar oluyor. Perdelerin açılması, sahnenin loş ışığı, oyuncuların nefesi ve oyunun büyüsü… Her sezon olduğu gibi bu sezonda sahnelerde hem klasik hem de çağdaş metinlerin güçlü yorumları var.
Tiyatrolar sadece kaçış değil düşünme, karşılama ve yeniden ayağa kalkma alanı sunduğu gibi izleyicileri şehir kalabalığından alıp bambaşka bir dünyanın içine bırakır. Tiyatro tekrar gündelik hayatın ritmine karışmış durumda. Tiyatro kimi zaman bir tartışmanın fitilini ateşliyor kimi zaman huzur veriyor ve kimi zamansa sadece iyi bir hikaye anlatmanın keyfini sunuyor. Bu sezon kaçırmamanız gereken birkaç tiyatro oyununa kısaca bakalım.
Dublörün Dilemması
Murat Menteş’in aynı adlı romanından uyarlanmış olan bu tiyatro oyunu sahnede hem absürt hem de trajikomik bir hikayeyi izleyiciyle buluşturur. Başkarakter Nuh Tufan konservatuvarı bırakmıştır ve geçimini sağlayabilmek için türlü işlerle uğraşırken bir türlü tutunamaz. Karakter daha sonra yakın dostu ile girdiği işlerde de istediğini yakalayamaz. Bu oyunda izleyici hem kahkaha atar hem de karakterin tuhaf ve karanlık yolculuğuna tanık olur. Yaklaşık 80 dakika süren oyunun temposu da oldukça yüksektir. Beş kişilik kadro dinamik sahneleme ve absürt atmosferle seyirciyi oyunun içine çeker. Dublörün Dilemması hem eğlence hem içindeki kaos üzerine düşünme arayanlar için oldukça ilgi çekicidir.
İki Kişilik Oyun
Mert Fırat ve Binnur Kaya’nın sahnede buluştuğu tek perde oyunu iki oyuncunun enerjisi ve uyumuyla izleyiciyi hemen içine çeken oyunlardandır. İki Kişilik Oyun modern ilişkiler, toplumsal cinsiyet rolleri, evlilikteki çifte standartlar ve bireysel özgürlükler gibi güncel temaları hiciv ve mizah ekseninde ele alıyor. Tek perde formatındaki bu oyun iki oyuncunun performansı ile sıkmadan akıp gidiyor. Hem düşündüren hem de güldüren bu oyun tiyatroda az bulunan yoğunlukta bir deneyim sunar. Eğer sahnede büyük prodüksiyonlar yerine karakterlerin dünyasına daha yakın, samimi ve çarpıcı bir tiyatro oyunu izlemek istiyorsanız İki Kişilik Oyun kaçırılmaması gereken yapımlardan birisidir.
Doğu Ekspresinde Cinayet
Dünyanın gelmiş geçmiş en ünlü polisiye romanlarından olan Doğu Ekspresinde Cinayet oyunu mutlaka izlenilmesi gereken oyunlardandır. Agatha Christie’nin kaleme aldığı eser usta oyuncularla sahnede gerçek bir atmosferi yakalıyor. Sıcak bir tren vagonu, karla kaplı yollar ve çözülmeyi bekleyen cinayet… Dünyaca ünlü dedektif Hercule Poirot’nun zeka dolu soruşturmasıyla her yolcu şüpheli haline gelir ve perde kapanana kadar nefesler tutulur. Oyunda ışık ve ses efektleri, tasarımlar ile trenin atmosferi birebir yansıtılmıştır ve bu sayede de izleyici kendini adeta cinayetin ortasında bulur. Oyundaki her bakış her adım ve her diyalog izleyicide merak duygusunu zirveye taşır. 120 dakikalık süre boyunca sürükleyici tempo ve usta oyunculuklar izleyiciyi sahneye kilitleyecektir. Eğer gizem, gerilim ve zeka dolu bir tiyatro oyunu arıyorsanız Doğu Ekspresinde Cinayet kaçırılmaması gereken oyunlardandır.
Veronika Ölmek İstiyor
Paulo Coelho’nun sarsıcı romanı Veronika Ölmek İstiyor sahnede bambaşka bir gerçeklik kazanıyor. Veronika’nın yaşamla ölüm arasındaki o keskin çizgide verdiği karar tiyatro atmosferinde izleyiciyi adeta koltuğuna mıhlar. Seyirci bu oyunda Veronika’nın iç sesine, korkularına ve yeniden yaşamı seçisine büyük heyecan içerisinde tanıklık ediyor. Oyuncuların duygusal yoğunluğu sahnenin her anına işliyor ve öfke, kırılganlık, yalnızlık ve umut birbirine karışıyor. Bu uyarlama sadece bir kadının hayata tutunma hikayesi değil aynı zamanda gerçekten yaşamak üzerine izleyicinin zihninde yankı bırakan bir sorgulamadır da. Veronika Ölmek İstiyor oyunu izledikten sonra bile ruhunuzu bırakmayan oyunlardandır.
Seyfi Bey
Armağan Çağlayan’ın Seyfi Dursunoğlu portresiyle sahneye taşıdığı bu tek perdelik oyun nostaljiyle günümüz arasındaki ince çizgide gezinirken izleyiciyi hem güldürür hem de hüzünlendirir. Gencay Ünsalan’ın kaleminden çıkan metin Celal Kadri Kınoğlu’nun yönetimiyle hayat bulur. Oyuncuların tamamlayıcı performansı ise de oyuna derinlik katar. Oyun Huysuz Virjin imgesinin perde arkasına bakarken Türkiye’de sahne, kimlik ve cesaret meselesini de sorguluyor. Yaklaşık 90 dakikalık olan Seyfi Bey kaçırmak istemeyeceğiniz oyunlardan birisidir.
Kadınlık Bizde Kalsın-Sevme Beni
1993 yılında Yılmaz Erdoğan tarafından yazılan ve dönemin ricalarını kadın-erkek ilişkilerini hicivle sorgulayan Kadınlık Bizde Kalsın oyunu tekrar sahnelere dönüyor. Sahnede eski-yeni çatışması, kadınların ezilmişliği, toplumsal baskılar ve aşk gibi temaların hakim olduğu oyun Yasemin Yalçın, İlyas Bey, Eylül İlbey ve Sertaç Akkaya gibi güçlü oyuncularla izleyiciyle buluşuyor.
Spiritua
Genç oyuncuların enerjisini sahneye taşıyan Spiritua klasik metinleri çağdaş bir yorumla buluşturan dinamik bir tiyatro oyunudur. Arda Aydın’ın yazıp yönettiği oyun tragedya, mitoloji ve Shakespeare evreninden beslenerek çok katmanlı bir anlatı kuruyor. Dansın, hareketin, müziğin ve görsel efektlerin iç içe geçtiği oyun izleyiciyi yalnızca bakan değil oyunun ritmine dahil eden bir tanık haline de getirir. Hem estetik hem de enerjik bir atmosfer arayanlar için Spiritua kaçırılmaması gereken tiyatro oyunlarındandır.
Aşk Biter Mi?
Kerem Alışık ve Evrim Alasya’nın başrollerini paylaştığı Aşk Biter Mi? oyunu yıllar sonra karşılaşan iki eski sevgilinin hikayesini konu alıyor. Tek perde olan oyun iki eski sevgilinin unutulmuş umutlarını, biten hayallerini ve kalpte hala yaşayan hislerini sahnede yeniden gündeme taşıyor. Bu oyunda sevgi, acı, pişmanlık ve umut kelimeleri yeniden şekilleniyor. Aşk Biter Mi? kaçırılmaması gereken oyunların başında geliyor.
Bulaşıkçılar
Restoran mutfağının gürültülü, yağ kokulu ve kimsenin görmediği arka odasını sahnenin merkezine taşıyan sarsıcı bir oyun olan Bulaşıkçılar kaçırılmaması gereken eserlerdendir. Oyun izleyiciyi restoranın parlak salonundan alıp kimsenin yüzünü dönmediği bulaşıkhaneye sokuyor. Üç kadın sadece bulaşıkları değil içlerine atılmış kırgınlıkları, yıllardır üzerlerine yapışmış görünmezlik duygusunu ve kimseye söyleyemedikleri hayallerini suyun sıcaklığıyla karıştırıp duruluyor. Absürt mizahın anı çıkışlarıyla gerçeğin keskin çarpışmalarını harmanlayan Bulaşıkçılar oyunu seyirciyi sistemin en alt katmanlarında sıkışmış kadınların hem komik hem de acıtan dünyasına çekiyor.
Bu sezonda da sahneler öyle farklı türlerle dolu ki her bir izleyici kendi ruhuna dokunan bir oyunu mutlaka bulacaktır.