Beşiktaş ağır bir taş olduğunu bir kez daha kanıtladı. Geçen sezon lig yarışından erken kopan kara kartal hepinizin hatırlayacağı üzere, sezonu Türkiye Kupası şampiyonluğu ile kapattığından dolayı, şampiyon Galatasaray’la sezon başında Süper Kupa müsabakasına çıktı. Atatürk Olimpiyat Stadyumu’nda gerçekleşen bu dev maçta ortaya koyduğu performans tüm futbol otoritelerini şok etmişti.
Hemen hepimiz tarafından bu galibiyet Beşiktaş’ın 2024 – 2025 sezonunda göstereceği müthiş performansının ölçme değerlendirme sınavı gibiydi. Süper Kupa müsabakasında sezonun şampiyonu Galatasaray’ı ve onun Şampiyonlar Ligi düşünülerek tasarlanan görkemli kadrosunu, 5 – 0 gibi net bir skorla dümdüz etmişti.
Bu galibiyet ezeli rakibine karşı ezici bir üstünlük, sezon yarışında bulunan diğer rakiplere karşıda oldukça düşündürücü bir gözdağı niteliğindeydi. Ne var ki sezonun geri kalanı hiç beklenmedik bir şekilde devam etti. Kötü gidişatın başlamasına neden olan hakem hataları ve sonrasında ardı ardına gelen puan kayıpları tam anlamıyla bir dağılmaya yol açtı. Futbolcu performansları ise transferlerin sorgulanmasına yol açtı.
Daha sonra teknik direktörler peşi sıra değiştirildi ve sorunlar böylelikle çözülmek istendi. Buda çare olmayınca başkanlar ve yönetimler suçlandı. Ne var ki yönetimsel değişimlerde bu kötü gidişatı durdurmaya yetmedi. Özellikle beklenmedik maçlarda kaybedilen puan kayıpları ligdeki puan farkının siyah beyazlılar aleyhine açılmasına neden oldu.
Beşiktaş Futbolcuları Maç Seçiyor
Bu sırada siyah-beyazlı futbolcularının performanslarındaki değişiklik hepimizin kafasının karışmasına neden oldu. Bu durum camianın ‘’futbolcularımız maç mı seçiyor’’ söylemlerinde bulunmasına neden oldu. Özellikle Ciro İmmobile, Joao Mario, Semih Kılıçsoy, Arthur Masuaku gibi oyuncuların sezon içinde gösterdikleri farklı performanslar, taraftarların duygu değişimlerini önemli ölçüde etkiledi.
Maçlardaki ıslıklamalar, yönetim istifa sesleri bu durumun en büyük kanıtı niteliğindeydi. Büyük maçlarda oynanan futbol ve hem Avrupa Ligi hem de Süper Lig’de enteresan durumların not edilmesine neden oldu. Bu iki kulvarda da puansız rakiplere mağlup olan Beşiktaş, mağlubiyeti bulunmayan takımların ise adeta kabus oldu.
Böylece bu sene karmakarışık bir Beşiktaş performansı tüm spor yazarlarının ezberini bozdu. Yazsak mı yazmasak mı dediğimiz yerde, tekrar tekrar beklenmeyen sonuçlar tüm spor kamuoyunu yakalayıverdi. Bildiğiniz gibi ligde 91 – 92 sezonunda namağlup şampiyonluk başarısı gösteren kara kartal, aynı başarıyı bu sezon göstermeye çok yaklaşan ezeli rakibi Galatasaray’ı mağlup ederek, rakibinin olası bir namağlup şampiyonluk başarısına engel oldu.
Fenerbahçe'de Son Zamanlarda Beklenmedik Düşüşler
Bu beklenmedik galibiyet bir kez daha 2 sezondur 2 takımlı geçen ligde Beşiktaş’ın varlığının ne kadar önemli olduğunu ortaya koymuş oldu. Fakat Fenerbahçe, lider Galatasaray’ın siyah-beyazlılara mağlubiyetini iyi değerlendirememişti. Ardından tekrar gelen mağlubiyetler, kötü performans ve puan kayıpları, Beşiktaş için tam bir fiyasko niteliğindeydi.
Liderle arasında 30 puandan fazla bir fark, adeta bir uçurum ve devasa bir başarısızlık oluşmuştu. Son düzlük olan Mayıs ayına girildiğinde iş işten çoktan geçmiş, camianın ve kamuoyunun Beşiktaş ve onun futbol anlayışından hiçbir beklentisi kalmamıştı. Ezeli rakipler Fenerbahçe ve Galatasaray şampiyonluk için kapışıyor, Beşiktaş ise hedefsiz bir şekilde gelecek sezonun planlarını yapıyordu.
İşte böylesine kasvetli ve puslu bir havada lig yarışında iddiası olmayan ve Türkiye Kupasına havlu atan Beşiktaş’tan son bir şarkı isteniyordu. Fenerbahçe derbisi siyah-beyazlı camia için son özel maç ve görkemli bir kapanış anlamı taşıyordu. Üstelik maçın adresi daha önce sayısız başarıların yaşandığı Kadıköy deplasmanıydı.
Daniel Gabriel Pancu’nun kaleye geçtiği Beşiktaş’ın 10 kişi kaldığı ve sahadan galibiyetle ayrıldığı tarihi Kadıköy zaferini hatırlarsınız. İşte o tarihten beri belki de ilk defa bu kadar dengesiz yakalanmıştı siyah-beyazlılar ezeli rakiplerine. Öncelikle Beşiktaş rakibinin puan olarak çok gerisinde ve amaçsızdı, deplasmanındaydı ve taraftar baskısından uzaktı.
Ayrıca kadro verimliliği, derinliği ve performans anlamında kağıt üzerinde rakibinden çok çok gerideydi. Son olarak Cenk Tosun ve Anderson Talisca gibi iki eski efsanesi şimdi rakip forma ile karşısındaydı. İşte böyle bir atmosferde başladı Beşiktaş için ligin son zorlu maçı. Maça hızlı başlayan siyah-beyazlılar güzel oyununun karşılığı olarak penaltı kazandı. Penaltı pozisyonunu gole çeviremeyen Gedson Fernandes, daha sonra hatasını telafi ederek takımını öne geçiren golü buldu.
Fenerbahçe Şampiyonlukta Havlu Attı!
Beşiktaş karşısında alınan mağlubiyet ile Fenerbahçe Süper Lig’de yıllardır özlemini çektiği şampiyonluk yarışına bir kez daha seneye demiş oldu. Sezon başında ve devre arası transfer döneminde yapılan transfer hamleleri, taraftarda yeniden umut aşılamıştı. Fakat bu takviyelerde sahada istenen etkiyi ve sonucu gösteremedi.
Özellikle Beşiktaş maçında Kadıköy tribünlerinden yükselen “yönetim istifa” sesleri, taraftarların yaşadığı hayal kırıklığını açıkça ortaya koymuş oldu. Avrupa Ligi özelinde de beklediği başarıyı yakalayamayan sarı-lacivertliler takım, sezonun son düzlüğüne girilirken tüm hedeflerinden oldukça uzaklaşmış oldu.
Genç, yaşlı tüm taraftarlar yine umutla başladıkları bir sezondan eli boş ayrılmanın burukluğunu yaşıyor. Şampiyonluk özlemi her geçen yıl daha fazla derinleşirken, Fenerbahçe’nin bu sezon da başarıya ulaşamaması, kulüp içinde köklü değişimlerin habercisi olacak mı hep birlikte göreceğiz. Gözler şimdi hem yönetimin alacağı kararlar bir sonraki gelecek sezona çevrilmiş durumda gibi gözüküyor.
Oldukça etkisiz bir performans sergileyen Mourinho ve öğrencileri kendi evinde şampiyonluk yarışına yeni bir havlu atmış oldu. Fenerbahçe böylelikle ligin bitimine 3 hafta kala lider Galatasaray’ın tam 8 puan gerisine düşmüş oldu. Matematiksel olarak hali hazırda şampiyonluk şansı varmış gibi gözükse de, sarı-lacivertli camia tüm bu görkemli harcamalara rağmen mutlu sondan çok çok uzakta kalmış durumda.
Kalan haftalarda Galatasaray ile arasındaki farkın kapanması bu futbolla oldukça zor gözüküyor. Ayrıca Fenerbahçe bu sezon ligin ilk 5 takımı ile yaptığı maçlarda oldukça başarısız bir grafik çiziyor. Jose Mourinho ile gelecek sezonda yola devam etmesi beklenen yönetim için sular oldukça ısınıyor. Bu sezonun başarısızlık faturasının sarı-lacivertli taraftarlar tarafından kime kesileceği merak konusu.
Sonuç olarak Fenerbahçe gibi Türk futbol tarihinin vazgeçilmez öncülerinden biri olan kulübün bu kadar uzun süredir başarısızlıkta istikrarlı bir grafik çizmesi oldukça düşündürücü bir sorun olarak orta yerde durmakta. Türk futbolun geleceği açısından Sarı kanaryaların tekrar silkelenmesi ve toparlanması, camianın bir arada kalması açısından oldukça önemli.