Haydarpaşa Garı İstanbul’un silüetine kazınmış hepimizin belleğinde yer eden tarihi bir mekandır. Uzun süren restorasyon sürecinin ardından Haydarpaşa Garı tekrar kapılarını açmaya hazırlanıyor.

Haydarpaşa Garı sessiz vedaların adresi ve en yoğun buluşmaların tanığı olmuştur. Bir zamanlar görkemli tren sesleriyle yankılanan istasyonda son yıllarda restorasyon çalışmalarının hafif uğultusu yankılanmaya başladı. Uzun süren bu sessizlik yaklaşan büyük dönüşümünde habercisi aslında. Boğazın maviliğine bakan bu yapı yüz yılı aşkın ihtişamlı yapısıyla zamana direnmeye devam ediyor. Bu yapıya sadece tren garı olarak bakarsak ona haksızlık etmiş oluruz.

Haydarpaşa Garı aynı zaman da bir buluşma noktası, vedalaşma peronu veya yeni başlangıçların çizgisi olmuştur. Ancak ne yazık ki bu tarihi yapı yangın, belirsizlikler ve restorasyon çalışmalarının arasında sıkışarak sessizliğe bürünmüştü. Bugünlerde burada yeni heyecanlar yaşanmaya başlandı. Uzun süren restorasyon çalışmalarında artık bu yıl itibariyle sona geliniyor. Haydarpaşa Garı artık hem demir yolu ulaşımının hem de sanatın da merkezi olacak.

Haydarpaşa Garı’nın Tarihi ve Mimarisi

Peki, Haydarpaşa Garı ne zaman ve kim tarafından yapılmıştır? Haydarpaşa Garı Osmanlı Padişahı 2. Abdülhamit tarafından yaptırılmıştır. Garın inşa süreçlerinde ise iki Alman mimar ve 1500 İtalyan taş ustası yer almıştır. Çalışmalar tam iki yılın sonunda tamamlanmıştır. Haydarpaşa neo-klasik üslubunu taşısa da bulunduğu coğrafyanın ruhuna da yabancı değildir. Peki, Haydarpaşa ismi nereden gelmektedir? III. Selim, kendi adını taşıyan kışlanın inşasında emeği geçen Haydar Paşa’ya bir jest olarak hem kışlanın bulunduğu bölgeye hem de çevresine 'Haydarpaşa' adının verilmesini uygun görmüştür. Böylece buranın adı Haydarpaşa olarak anılarak günümüze kadar ulaşmıştır.

Haydarpaşa kuleleri ve ihtişamlı yapısıyla adeta bir saraya benzer. Martıların ve boğazın sisi arasında parlayan Haydarpaşa beş kattan oluşmaktadır. Gar binası ahşap kazıklar üzerine inşa edilmiş olup, yapımında kullanılan granit taşlar Hereke’den temin edilmiştir. Gar’ın pencereleri de ahşaptan oluşmaktadır. Pencereler dikdörtgen şeklinde yapılmıştır ve pencere aralarına süs kolonları yerleştirilmiştir. Geniş ve yüksek tavanlı odalara sahip olan gar oldukça sağlam bir şekilde inşa edilmiştir. Bu sayede binanın şiddetli depremlerde zarar görmesi oldukça düşük bir ihtimaldir. Alman mimarisinin izlerini taşıyan Haydarpaşa’nın çatısı ise klasik Alman mimarisinin vazgeçilmez tarzlarından birisi olan dik çatı şeklindedir.

Haydarpaşa Garı’nın Yaşadığı Talihsizlikler

Haydarpaşa sadece bir gar değildir. Burası aynı zamanda Osmanlı’dan günümüze ulaşan bir zaman köprüsüdür. Savaşlara, göçlere, barışmalara ve seferlere tanıklık etmiştir. Fakat bu yapı bazı talihsizliklerde yaşamıştır. Haydarpaşa çok sağlam bir şekilde inşa edilmiş olsa da yangın gibi olaylar karşısında maalesef ki güçlü duramamıştır. Haydarpaşa Garı’nın yaşadığı ilk talihsiz olay İngiliz casusunun düzenlediği sabotajdır. 1917 yılında gerçekleşen bu olay vagonlara cephane yüklendiği sırada gerçekleştirilmiştir. Garda depolanan veya trende bulunan cephaneler patlayarak büyük bir yangın ortaya çıkmıştır. Trenlerdeki askerlerde bu patlamadan zarar görmüştür.

1979 yılında da gar yakınında gerçekleşen bir yakıt tankerinin patlamasından da etkilenmiştir. Haydarpaşa’ya zarar vererek sessizliğe gömülmesine neden olan asıl yangın ise 2010 yılında gerçekleşmiştir. Garın çatı kısmında başlayan yangın hem çatıya hem de dördüncü kata zarar vermiştir. Yangında çatı tamamen zarar görürken garın kuleleri de kısmen zarar görmüştür. Yangın sonrası gar restore edilse de birkaç yıl sonra gardaki tüm seferler tamamen durdurulmuştur. 2016 yılında ise burada tarihinin en kapsamlı restorasyon çalışmaları başlatıldı. Resmi kurumlar tarafından yönetilen restorasyon çalışmaları titizlikle yürütülmüştür. Restorasyon sürecinin ilk etabının ise 2026 yılında tamamlanması bekleniyor. Haydarpaşa Garı yaşadığı talihsizliklere karşı dimdik ayakta durmaya devam ediyor.

Haydarpaşa Garı’nın Sanata Kapılarını Açması

Haydarpaşa Garı yapılan projelerle sanatında yeni durağı olacak. Gar kültür ve sanat dünyasında yeni bir dönüm noktası olmaya hazırlanarak bizleri bambaşka bir atmosferle karşılamaya hazırlanıyor. Tarihi mekan uzun bir aradan sonra kapılarını kültür ve sanat meraklılarına açacak. Burada gerçekleştirilecek kültür ve sanat projesi içinde bizleri kütüphane, sergi salonları, sanat ve tasarım atölyeleri karşılayacak. Haydarpaşa’da ayrıca Arkeoloji Müzesi’de yer alacak. Haydarpaşa bir bakıma Anadolu Yakası’nın da en büyük kültür sanat duraklarından birisi olacaktır. Burası hem modernliği hem de genişliği sayesinde birden fazla sanatı da sanatseverlerle buluşturacak.

Tarihi duvarların arasında artık sanatın sesi yankılanacak. Bir zamanlar trenlerin beklenildiği, yeni başlangıçlara ilk adımların atıldığı yerlerde artık sanatseverler dolaşacak. Bu yenilikçi dönüşüm bazı tartışmaları ve eleştirileri beraberinde getirse de garın tekrar yaşayan tarihi merkez haline getirilmesi oldukça önemli bir gelişmedir.

Haydarpaşa Garı’nın Hafızalarda Kalıcı Bir İz Bırakması

Haydarpaşa hem İstanbul’un hem de ülkemizin hafızalarında yer edinen önemli bir yapıdır. Haydarpaşa bir yerden bir yere gitmenin başlangıcı olduğu kadar bir yerden bir duyguya, bir fikirden bir hayale yolculuğunda başlangıcıdır. Herkesin belleğinde yer edinen Haydarpaşa geçmişi şekillendirdiği kadar geleceği de şekillendirecek gibi duruyor. Haydarpaşa nice ayrılıklara, kavuşmalara, umutlara ve hayal kırıklıklarına şahit olduğu gibi edebiyat ve sanatta da yerini almıştır.

Haydarpaşa sinemadan edebiyata kadar birçok alana kaynaklık etmiştir. Gar geçmişten günümüze kadar birçok yazarın şiirinde, romanında ve hikayesinde yer almıştır. Ahmet Hamdi Tanpınar, Nazım Hikmet ve Ahmet Haşim gibi edebiyatın usta isimleri Haydarpaşa Garı’nı eserlerinde farklı bakış açılarıyla işlemişlerdir. Ömer Seyfettin, Halide Edib Adıvar, Kemal Tahir, Reşat Nuri Güntekin gibi ustaların romanlarında ve hikayelerinde de gar güçlü bir simge, bir hatıra mekanı veya metinlerin arka planı olarak yer almıştır. Edebiyatçılar bu mekanı genellikle başlangıç veya ayrılış metaforu olarak kullanmışlardır.

Haydarpaşa Garı edebiyatta yer aldığı kadar sinemada da kendine yer bulmuştur. Birçok dizi ve filmde bu mekan bir göç hikayesinin, ayrılığın, kavuşmanın veya bir hayalin simgesi olarak yer almıştır. Gurbet Kuşları, Eşkıya, Devrim Arabaları, Gecenin Kanatları ve Yaprak Dökümü gibi birçok film ve dizide de Haydarpaşa Garı’nı izledik. Garın restorasyon süreçlerinde bu yapımlardaki sahnelerden de yararlanılmıştır.

Haydarpaşa Garı bir dönemin anılarına ev sahipliği yaparken yeni kuşaklara da ilham vermeye hazırlanıyor. Yakın zaman içerisinde sadece bir restorasyonun bitmesine değil aynı zamanda da bir yenden doğuşun hikayesine de tanıklık edeceğiz. Kim bilir belki şehirde kültür ve sanat adına yepyeni bir dönüşüm de başlayacak. Bu dönüşüm ve Haydarpaşa’nın açılışı herkesin büyük bir heyecan içerisinde beklediği olaylardan birisidir.