Türkiye’de sanat tarihinde iz bırakmış pek çok isim vardır. Ancak bazı isimler vardır ki eserleriyle ilham verdikleri kadar yaşam öyküleriyle de ilham verirler. Füreya Koral işte bu isimlerden birisidir.

Sanatın nabzını genellikle büyük tuvallerde, konser salonlarında veya tiyatro sahnelerinde duyarız. Ama bazen bir evin duvarında veya bir koridorda da toprağın sesiyle karşılaşırız. O duyduğumuz ses modern sanatın öncüsü Füreya Koral’ın sesidir. Çağdaş seramik kurucuları arasında yer alan ve ilk kadın seramik sanatçısı olan Füreya Koral seramiği bir zanaat olmaktan çıkarıp onu sanatsal bir anlatım dili haline getirmiştir. Modern seramik sanatında önemli bir figür olan Füreya Koral 20. yüzyıl Türkiye’sinde kadın ve sanat kesişmesinde güçlü bir hikaye sunar.

Füreya’nın Hayatı

Bazı isimler vardır ki yaşadığı dönemi aşarak fikirleriyle, eserleriyle ve hayatıyla zamana meydan okur. Füreya Koral o isimlerden birisi. Bu güçlü kadın sadece çamura şekil vermedi aynı zamanda kadın kimliğine, sanatın her yerde yer bulmasına ve toplumun estetik bilincine de yeni bir soluk getirmiştir.

Tarihler 1910 yılını gösterdiğinde Füreya’nın hayatı başladı. Sıradan bir hayat hikayesinden çok uzak bir hayatı olan bu kadın Şakir Paşa ailesine mensuptur. Şakir Paşa ailesi Osmanlı’nın son ve Cumhuriyet’inde ilk yıllarına tanıklık eden Türkiye’nin önde gelen ailelerinden birisidir. Hem mensubu olduğu aile hem de kendisi oldukça dikkat çekici isimlerdendir. Bu aile birçok önemli ismi yetiştiren ailelerden birisidir. Halikarnas Balıkçısı, Fahrünnisa Zeyd ve Aliye Berger gibi önemli isimlerin dahil olduğu bu aile onun hayatını da şekillendirdi aslında. Koral, sanatla yoğrulmuş bir aile ortamında yetişmiş olsa da bu durum onun sıradan ve kalıplaşmış bir yaşam tarzını benimsemesine neden olmamıştır. O ne kadar ayrıcalıklı bir hayata sahip olsa da hayatında mücadele de eksik olmamıştır.

Füreya, teyzesi Aliye Berger’in teşvikleriyle keman dersleri almaya başladı. Sanatla iç içe bulunan ailede yetişmesinden dolayı küçük yaşlardan itibaren müzik ve edebiyatla ilgilenen Füreya ilerleyen yıllarda hem müzik eleştirileri yazdı hem de bir gazete de çeviriler yaptı. İlk evliliğini yürütemeyen Koral ikinci evliliğini ise Atatürk’ün en yakınlarındaki isimlerden Kılıç Ali ile yaptı. Atatürk ile tanışması ise gençlik yıllarına dayanıyordu. Füreya’nın hayatı ise II. Dünya Savaşı sırasında yakalandığı verem hastalığı ile değişmeye başlayacaktı.

Koral bir süre evinde tedavi görse de hastalığı ilerleyince İsviçre’deki sanatoryumda kaldı. İşte Koral’ın hayatı bu dönem tümden değişmeye başlayacaktı. Teyzelerinin ısrarıyla seramiğe ve resme başlayan Koral ilerleyen yıllarda seramik sanatında en önemli isimlerden birisi haline gelecektir. Koral tedavisinin ardından Paris’te ünlü seramik sanatçıları ile tanışarak onların yönlendirmesiyle de seramik atölyelerinde çalıştı. İlk kişisel sergisini de Paris’te açan Koral daha sonra İstanbul’da da bir sergi açtı. İşte Koral’ın seramik yolculuğu da böylece başlamış oldu. Türkiye’nin ilk özel seramik atölyesini de kuran Füreya burada Türk seramik sanatının önemli sanatçılarına da yol gösterdi.

Füreya’nın Sanat Anlayışı

Füreya Koral seramiği bir zanaat olmaktan çıkartarak onu sanatla harmanlayarak özgürleştirdi aslında. Atölyesini duvarlar arasına hapsetmedi. Ona göre seramik insan ve toprağın konuşması, mekanla bütünleşmesiydi. Seramiği duvarlar arasından alarak kamusal alana taşıyan ilk sanatçılardandı. Onun öncülüğünde bir sürü seramik panolar otellere, kamu binalarına veya okullara yerleştirilmiştir. Bu sayede sanat belirli bir kesime ait olmaktan çıkartılarak halkla buluşturulmuş oldu. Füreya çalışmalarında Anadolu kültüründen de ilham almıştır. Bazı büyük ölçekli seramik panolarında Anadolu’ya özgü motifleri çağdaş bir bakış açısıyla harmanlamayı başarmıştır. Zamansız bir sanat anlayışına sahip olan sanatçı hem ülkemizde hem de farklı ülkelerde sergiler açarak Türk seramiğini herkese tanıtmayı başarmıştır.

Füreya ve Kadın Sanatçı Olmak

Füreya’nın hikayesini bu kadar ilgi çekici yapan şeylerden birisi de bir kadın sanatçı olarak toplumda yer edinme mücadelesidir. Erkek egemen bir sanat dünyasında kendine yer açtığı gibi bu alanı başka kadın sanatçılar içinde genişletti. O yıllarda sanat alanında kadınların görünürlüğü son derece sınırlı iken o hem kamusal alanlarda eserler üretiyor hem de sanat çevrelerinde kendine yer açıyordu. Füreya bunu sadece yeteneğiyle değil cesareti, özgün yaşam tarzı ve güçlü ifadesiyle de yapıyordu. Cumhuriyet’in ilk yıllarında eğitimli ve yaratıcı kadınlara önem verilse de kabul edelim ki sanat dünyasında erkek egemenliği hakimdi. Füreya, sanatçı yönüyle öne çıktığı kadar sosyal hayata olan ilgisiyle de dikkat çekerdi. Kadın olmanın getirdiği geleneksel kalıpları reddederek kendine özgü bir yaşam biçimini benimsedi. Bu tercihi dönemin anlayışıyla çatışsa da onun için sanat ve özgür yaşamı da her şeyin üzerindeydi.

Füreya’nın sanat alanında yaşadığı var olma mücadelesi bugün de maalesef ki devam etmektedir. Seramik başta olmak üzere tüm sanat dallarında nice başarılı kadın sanatçılarımız bulunur. Fakat onlarda Füreya gibi görünür olma çabalarıyla üretimlerini gerçekleştirmektedir. Füreya’nın bu başarılı mücadelesi kim bilir kaç başarılı kadın sanatçıya ilham olmuştur?

Füreya Koral’ın Bugünkü Sanat Dünyası için Önemi

Füreya yalnızca Türkiye’nin ilk kadın seramik sanatçısı olmakla kalmamış aynı zamanda seramiği geleneksel kalıplardan çıkararak modern bir sanata da dönüştürmüştür. Eğer bugün seramik dekoratif bir obje olarak değil de bir ifade biçimi veya bir anlatım aracı olarak kullanılıyorsa bu dönüşümde öncü olan Koral’dır. Koral çalışmaları ile sanatın sadece galeri duvarlarında değil kamusal alanlarda da olabileceğini de göstermiştir. Onun dirençli ve sanatsal tavrı gelecekteki sanatçılara yol göstermeye devam edecektir. Zamanın ötesinde bir bakış açısıyla eserlerini üreten Koral sanat çevrelerinde olduğu kadar kültürel hafızamızda da önemli bir yer tutar. Modern Türk seramik sanatının gelişiminde onun etkisi yadsınamaz.

Füreya 1997 yılında aramızdan ayrıldı. Ama seramiğe kazandırdığı özgürlük ve yenilik anlayışı hala yaşamaya devam ediyor. Onun açtığı yolda yürüyen seramik sanatçıları onun tarzında ve ifadesinde eserler üretmeye devam ediyor. Bugün belki bir duvarda gördüğümüz renkli bir seramik panosunda onun dokunuşları vardır, kim bilir.