Bundan çok değil, 20 yıl önce iklim krizi ile ilgili uyarıları dinlerken bunlar bize çok uzakta gerçekleşecekmiş gibi geliyordu. Buzullar eriyecek, orman yangınları artacak, kuraklık görülecek… Bugün ise tam da bu uyarıların yanı başımızda gerçekleştiğine şahit oluyoruz.
Üstelik sadece haberleri dinlerken etkilenmiyoruz; neticelerini de bizzat yaşıyoruz. Bu yıl sıcaklıkların etkisini daha fazla hissettik. Bazı meyvelerin fiyatları gözlerimizi dört açmamıza sebep oldu. Bazılarını ise pazarda veya markette hiç göremedik. İklim değişikliği ile etkiler artık yalnızca haberlerde değil, günlük hayatımızın içinde.
İklim Gıda Fiyatları Üzerinde Etkili mi?
İklim değişikliği gıda üretimi üzerinde doğrudan etkiliyor. Çünkü beklenmedik sıcak artışı kainatın düzenine tesir ediyor. Geçenlerde bir çiftçi elma ağaçlarının meyve vermesi gereken zamanda tekrar çiçek açtığını ve bunun ilk kez yaşandığını anlattı. Ağaçlarda elma olup olmayacağı konusundaki endişesini paylaştı.
Yağışların düzensiz şekilde görülmesi ve sellerin olması da verimi düşürüyor. Kimi yerde hasat istenilen sonucu vermiyor. Tarımsal üretim hava olaylarındaki bu değişimle etkileniyor. Bunun şehir insanı için anlamı şimdilik gıda fiyatları.
Son yıllarda sebze ve meyvelerdeki pahalılık bütçeleri zorluyor. Dolayısıyla yemek alışkanlıkları da değişiyor. Bazı yiyecekleri bundan sonra daha nadir tüketebiliriz. Çünkü düzensiz yağışlar, kuraklık, artan sıcaklık pek çok temel gıdanın verimini düşürüyor.
· Kuraklık sebebiyle sulama imkanları azalıyor.
· Aşırı yağışla beraber toprağın besin değeri azalıyor.
· Sıcak iklim böceklerin ve tarım zararlılarının yayılmasına sebep oluyor.
· Sıcaklık artışı hayvanların verimini bile etkiliyor.
Yaşadığımız bu olumsuz tecrübeler, her gün önümüze çıkarak moralimizi bozuyor. Ancak çözüm yolları var. Belki şimdiye kadar tedbir konusunda geç kalınmış olabilir. Fakat bu konuda çalışma yapan pek çok uzman çözüm arayışında ve sürdürülebilir üretim yöntemlerinin uygulanabileceğini söylüyor. Neler yapılabilir?
· Sürdürülebilir tarım için daha fazla çaba gösterilebilir. Mesela dikey tarım, toprak nemini koruyan malçlama, damla sulama yöntemleri uygulanabilir.
· Yerel üretime daha fazla ağırlık verilebilir.
· Kimyasal kullanmadan doğayla uyumlu üretime geçilebilir.
· Akıllı teknoloji çiftçiler için aktif hale getirilebilir. Uygulamalarla veya uydu takip sistemiyle verimlilik ölçülebilir. Erken uyarı sistemiyle ürünler korunabilir.
Daha atılabilecek pek çok adım var. Akıllı tarım teknolojilerinden daha fazla yararlanılarak stratejik çözümler geliştirilebilir. Bunun için de dünya genelinde tarımı destekleyen politikalara ihtiyaç var. Üretim yöntemleri değiştikçe olumsuz etkiler azaltılabilir.
Kuraklık Bizi Su ve Enerji Tasarrufu İçin Nasıl Adım Atalım?
İklim değişikliği en çok su tüketimini etkiliyor. Sıcaklığın artması ve yağışların az olması barajlardaki doluluk oranının her geçen gün düştüğünü gösteriyor. Bazı şehirlerde su kesintileri başladı. Musluktan akan su artık etkileniyor. Dolayısıyla su ve enerji tasarrufu yapmak artık hayatımızın kaçınılmaz bir gerçeği. Ama sıcak yaz günlerinde klimasız durmak mümkün değilken kışın doğalgaz tüketimi artarken bu nasıl olacak?
“Musluğu kapat, klimayı kıs!” sloganıyla evet küçük adımların büyük etkiler ortaya çıkaracağını görmek mümkün. Basit gibi görünse de musluktan akan her damla, yanan her boş lamba toplu bir yük oluşturuyor. Aslında bireysel olarak yaptıklarımız koca bir şehirde çok şey değiştirir. Ama çabamızı küçüksememeliyiz. Hepimizin vazifesi, üzerimize düşeni yapmaktır.
· Kaçımız duşta dakikalarca kalıyor?
· Şıp şıp damlayan kaç musluk hemen tamir ediliyor?
· Çamaşır makinesi dolmadan çalıştıran kaç kişiyiz?
· Bulaşık makinesini yeterince doldurarak mı çalıştırıyoruz?
· Klimanın derecesini sürekli yüksekte mi tutuyoruz?
· Kombi devamlı yüksek derecede mi çalışıyor?
Evde yapılabilecek basit değişikler ciddi bir fark oluşturur. Belki düşük enerji tüketimi olan beyaz eşyalar alıyoruz, su tasarruflu musluklar tercih ediyoruz. Ama yine de toplumsal dayanışma ve farkındalık olmadan bu bireysel çabalar yeterli gelmiyor, diye düşünebilirsiniz. Evet, haklısınız. Bunun için okullarda çocuklara erken yaşta tasarruf bilinci kazandırılmalı. Ancak böyle büyük bir dönüşüm gerçekleşebilir. Uzun vadede belediyelerin su kayıplarını önleyecek projeler geliştirmesi şart.
Birkaç yıl önce şehir dışına çıktığımda su kaynaklarından gelen doğal suyun boşa aktığını görmek beni çok üzmüştü. Çünkü onlarca litre su, doğal kaynaktan geliyor, ama boşa akıyordu. Eğer bu durumlara çözüm bulunsaydı, çekilecek sıkıntılar daha az olur muydu, kim bilir?
Tasarrufun her alanda ve herkesçe yapılması gerekiyor. Bu artık bireysel bir fedakârlık değil; bir yaşam biçimi olmalı!
Doğal soğutma yöntemleri ile binalar tasarlanabilir. Mesela:
· Yeşil çatı veya dikey bahçeler,
· Isı yalıtımlı perdeler,
· Çapraz pencere yerleşimi,
· Yağmur suyunun toplanması,
· Çamaşır ve banyo sularının klozetler için kullanılabilmesinin sağlanması,
· Alt yapıda kayıp ve kaçakların önlenmesi,
· Sokaklara ağaç dikilerek ısı ada etkisinin azaltılması.
Yapılabilecek çok şey var; yeter ki biz isteyelim!
İklim Değişikliği ile Şehir Hayatı Düzeni Değişir mi?
Aşırı sıcaklarda şehir hayatı insanı zorluyor. Şehirde sıcaktan nefes alamayanlar, yayla havasının hasreti ile yanıp tutuşuyor. Yaylaya çıkanlar bilir. Şehirdeki en sıcak günlerde bile yaylada üşümek kaçınılmazdır.
Kent hayatında aşırı sıcaklarda toplu taşımayı kullanmak bile güçleşiyor. Hele ani yağan şiddetli yağmur ve sel ise trafikte kaosa yol açıyor. Artık küçük bir yağmur bile bizi tahminimizden fazla etkiliyor. Ani sürprizlere hazırlıklı olarak yola çıkmak gerekiyor. Bu sebeplerle artık kent mimarisinin dönüşmesi şart.
Aslında eskiden çözüm olarak kullanılan ve zamanla terkedilmiş pek çok yöntem var. Kışın sıcak ama yazın serin tutan evler hâlâ mevcut. Pek çok kişi böyle devam ederse memleketine göç etmek zorunda kalacak. Eğer geçmişte bu mimari yapıldıysa, şehirde de neden uygulanmasın? Serin tutan malzemelere daha sık rastlayacağız.
· Çatılarda güneş panelleri göreceğiz.
· İleriki zamanda enerji kooperatifleri ortaya çıkabilir.
· Belki mahallelerde yağmur suyu toplama havuzları kurulabilir.
· Enerji kullanımına kota gelebilir.
· Su belli saatlerde kullanılabilir.
· Benzinli araçlar hiç kullanılmayabilir.
Sağlığımız Nasıl Etkileniyor?
Günlük yaşam etkileri fiziksel sağılığımızı da tehdit ediyor. Aşırı sıcaklar sadece konforsuzluk yaratmıyor, kalp-damar hastalıkları olan kişilerde hayati risk oluşturuyor. Yurt dışında her yaz binlerce insan sıcak çarpması nedeniyle yaşamını yitiriyor. Özellikle şehirlerde ısı adası etkisi yüzünden sıcaklık birkaç derece daha yüksek oluyor.
İklim değişikliği, hava kalitesini de bozuyor. Artan ozon veya duman solunum yollarını zorluyor. Astım, KOAH ve alerjik rahatsızlıklar artış gösteriyor. Çocukların akciğer gelişimi bundan doğrudan etkileniyor.
Sıcaklıkların artmasıyla birlikte sivrisinek ve kene gibi taşıyıcı canlıların yaşam alanı genişliyor. Bu da sıtma veyahut dang humması gibi hastalıkların yeni bölgelerde görülmesine yol açıyor.
Kuraklık ve sel tarımsal üretimi düşürdükçe beslenme kalitesi de bozuluyor. Vitamin ve mineral eksiklikleri bağışıklık sistemini zayıflatıyor. Yetersiz beslenme, çocukların gelişiminde kalıcı sorunlar bırakabiliyor.
Psikolojimiz İklim Kaygısı ile Bozuluyor mu?
İklim değişikliği yalnızca bedeni değil; psikolojimizi de etkiliyor. Sürekli gündemde olan iklim kaygısı özellikle gençlerde gelecek korkusu oluşturuyor. Aşırı sıcaklar uyku düzenini bozuyor, bu da stres ve depresyon riskini artırıyor.
Geleceğe dair taşınan endişe tatil planları, eğitim kararları, hatta alışveriş tercihleri buna bağlı olarak değişebiliyor. Sıcaklıklar, su kaynakları, gıda üretimi, sağlığımız… Her şeyden etkileniyoruz. Ama bu tabloyu felaket tellallığına çevirmek doğru değil. Çünkü bu bakış açısı yalnızca ruh sağlığımızı bozar, hayat enerjimizi tüketir.
İklim krizi ile mücadelede küçük ya da büyük her adım kıymetlidir. Umutla, sabırla ve dayanışmayla hareket edersek hem kendi geleceğimizi hem de çocuklarımızın yarınlarını koruyabiliriz. Biz üzerimize düşeni yapar, tedbirimizi alır, çalışırız. Netice bize ait değil! Kainat bir emanetti; bundan sonra emanet gibi davranalım!